kalem feryâd edup ağlar mürekkeb
beni nâdân eline verme ye Râb!
11 Kasım 2014 Salı
23 Haziran 2014 Pazartesi
21 Haziran 2014 Cumartesi
Hay bin Yakzan ve Robinson Crusoe
Hay ve Robinson, ölüm tehlikesi atlatıp,
bir kurtuluş olarak ıssız adaya düşen iki ayrı insan. Doğaya, kendilerine, insanlara karşı tavırları; düşünceleri,
inançları, soruları, değerleri birbirinden çokça farklı iki insan..
Hay, ıssız adaya geldiğinde yanında hiçbir
şey yoktur; tecrübesi de, bilgisi de, adı da, eşyası da yoktur. Birçok şeyi
deneme-yanılma yöntemiyle bulur. Robinson da deneyerek öğrenme yöntemini kullanır; fakat Robinson'un
yanında gemiden adaya taşıdığı onlarca işine yarar malzeme, silahları,
tecrübeleri, bilgisi, hırsı, ferdiyetçiliği, arzuları vardır.
Hay, gözünü kendisinden başka insanın
olmadığı bir doğaya açmıştır ve kendisini tabiatın, çevresinde olan bitenlerin
bir parçası olarak görmüştür. Doğaya karşı korumacıdır, doğaya hizmet eder.
Çekirdekli meyvelerden yer ve
çekirdeklerini de toprağa eker. Kendisini diğer canlılarla mukayese eder.
Robinson ıssız adaya gelmeden önce sosyal yaşamında hayli aktif biridir,
ki ticaretle uğraşıyordu. Issız adadaki yalnızlık onun için çok zordur. Fakat o
bu yalnızlığı bir fırsat olarak görür, adanın tek hakimi olabilecektir. O
doğanın bir parçası değil, sahibidir, adadaki her şey kendisinindir, ona hizmet
eder. Dilediğini asar, keser. Doğaya karşı acımasızdır, müsriftir. Her şey onun
varlığının devamı içindir. Hırslıdır, bu adayla yetinmez, sürekli karşıdaki
adaları düşünür.
Adada diğer insanlarla ilişki kurarken Hay,
kendisini onlarla aynı seviyede tutar. Onları arkadaş ve birlikte hayatını
sürdüreceği insanlar olarak görürken Robinson ise adaya gelenleri köle ve uşak olarak görür. Kendisine
'efendi' denmesini ister. Diğer insanlar hayatlarını ona borçludur, gerekirse
onun için ölmelidirler. Herkese dilediği kadar hak ve özgürlük verir. Hiç kimse
yokken bile adada o bir kraldır. Müthiş bir iktidar arzusu vardır.
Hay, hayatını ulaştığı doğrular ve
yanlışlar çerçevesinde sınırlar. Bedenini bir emanet ve Tanrıya ibadet etmesine
bir araç olarak görür. Bedenini korur, temizliğe ve güzelliğe dikkat eder, sade
yaşar. Robinson'un sınırı yoktur. Canı ne isterse onu yapar. Bedenini
amaçlarına ulaşmak için bir araç olarak görür,
ancak daha fazla çalışması için değer verir bedenine. Temiz değildir,
güzelliği de önemsemez. Onun için mühim olan faydadır.
Hay için Tanrı en yüce varlıktır, insan
kendi varlığını o varlıkla bütünleştirmelidir. Evrenin merkezi tanrıdır. Hay'ın
amacı Tanrıya ulaşmak, onun rızasını kazanmaktır. Robinson'un Tanrıyla ilişkisi de pragmatiktir. Kendini merkezde tutar.
Tanrı kendisini tehlikelerden koruduğunda, ona yardım ettiğinde, onu mutlu
kıldığında aklına gelir ve ona bağlanır. Ama çeşitli sorunlarla karşılaştığında
Tanrıya olan inancı sarsılır.
20 Haziran 2014 Cuma
Karanlık
Karanlığı özledim bir gece.
Endişeden dikilmiş elbisem üzerimde
Yürüdüm, nereye baksam
Hüzünlü gözleriyle karşılaştım dünyanın.
Dünya bir ayna değilse;
Kömür rengi cenazeler, yerin altındaki adamlar,
Yalanlar, nükleer santraller, kürtajlar
İşkenceler, iftiralar, katliamlar,
Hepsi gerçek.
Yürüdüm, dünya gözlerimde
Soru sormak hakkımı düşürmüşüm cebimden,
Aklımdan trenler trenler
trenler dolusu kelime geçiyor da
Varmıyorlar dilime
Bu yüzden kuşların kanatlarına sakladım dertlerimi
Gece bitmeden
Ruhların seferine bir bilet de ben istedim.
Bismillah!
En güzel kelime.
Allahım,
Yol boyunca
Bırakma elimi,
Düşerim sonra.
Allahım,
Niçin halkettinse beni,
Kalbime söyle iyice
Engellerden arınsın yolum.
Allahım,
O güzeller güzeli,
Hangi iyilik diledi senden,
Dilerim ben de öylelerini.
Allahım,
Peygamber efendimiz
Hangi şerlerden sığındıysa sana,
Upuzak tut benden de onları.
Allahım,
Yol boyunca,
Tarih boyunca,
Başıboş bırakma bizi...
Cahit Zarifoğlu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

